Bir Sarnıcı Kurtarmak

Namık Açıkgöz

Sarnıç konusunu çok yazdım…

Muğla’ya geldiğim günlerde (Nisan 1994) ilk dikkatimi çeken mimarî eserlerdi sarnıçlar. Neredeyse Muğla yöresindeki sarnıçların tamamını gördüm. Zaten Muğla’dan başka yerde yok denecek kadar azdır sarnıç. Bu yüzden sarnıçları Muğla’ya özgü bir mimarî eser olarak tescillemek gerek.

Nerede bir sarnıç haberi aldıysam, üşenmedim, gittim, gördüm, fotoğrafını çektim ve özelliklerini kaydettim. Bazılarının da eski yazılı kitabelerini okudum.

Sarnıçlar, esas itibariyle “su ihtiyacını giderme”ye yarıyor. Bahçelerin, hayvanların ve zaman zaman da insanların su ihtiyacını gideren sarnıçların, bir fonksiyonu da güzergâhların belirlenmesine yardımcı olmasıdır. Bazı yerlerde birkaç sarnıç “güzergah belirleme özelliği” göstermese de, çoğunluğu takip edildiğinde, eski güzergâhlar üzerinde olduğu görülür.

Bugün Muğla merkezden (Menteşe ilçesinden) Bodrum, Turgutreis taraflarına giden yolu merak edenler, sarnıçları takip etseler, hedeflerine varırlar. Benzeri Marmaris tarafları için de geçerlidir.

Muğla’da en çok sarnıç, Menteşe-Bodrum arasındadır. Bugün de kullanılan güzergâhta, zaman zaman sağlam ama zaman zaman da yıkılmış sarnıçlar görürsünüz. Karaltı köyünü geçtikten sonra sağda, Havaalanı ayrımında solda, Güvercinlik içinde sağda maalesef yıkılmış sarnıçlar vardır. Havaalanı ayrımındaki sarnıç, yol yapımı esnasındaki titreşimlerden yıkılmıştı. Tedbirsizlik işte!…

Geçen yaz sonunda Milas-Bodrum yolunda, Ağaçlıhöyük ve Savran kavşağında alt geçit ve buna bağlı olarak yol genişletme çalışmaları başladı. En büyük korkum, hemen ilerdeki küçük sanayi sitesinin girişinde ve Savran köyü ayrımında (Baharlı köyü eteği) bulunan sarnıcın başına bir iş gelmesiydi. Her geliş geçişte sarnıcı kolluyordum. Ufacık bir müdahale olsa derhal ben de müdahale edecektim.

Neyse ki, devletimiz ve müteahhitlerimiz kültürel birikim bilincine ulaştıkları için, sarnıç yıkılmadı ve yol tarafına set örülüp yoldan etkilenmesi engellendi. Keşke Torba kavşağında sol tarafta kalan sarnıç da bu şekilde set ile koruma altına alınabilseydi. Bu sarnıç, maalesef yol ile yanak yanağa ve her sarsıntı bu sarnıcın ömrünü azaltıyor.

“300 civarında sarnıç olduğunu söylüyorsun. Nolcek biri yıkılsa hocam?” der gibisiniz…

Sarnıçların her biri ayrı bir mimarî ve kültürel değer taşımaktadır. Onlar prefabrik evlere veya TOKİ işi tek tip evlere benzemez. Her birisinin ayrı bir mimarî karakteri ve zenginliği vardır. Hepsinin var mı yok mu bilmiyorum ama bir kısmının hikâyesi var. Mesela Mumcular tarafında Gelin Öldüren Sarnıcı… Başkasına verilen yavuklusunu, kimseye yâr etmemeye and içmiş delikanlının pusu kurup yavuklusuna kıydığı sarnıç… Datça yamaçlarındaki Bereket Sarnıcı… O sarnıçtan sulanan hayvanlara bereket verdiğine inanılan sarnıç…. Mumcular yolu üzerindeki Kılıçlı Eren Sarnıcı… Bir derviş kişinin yaptırdığına inanılan sarnıç.

Hasılı dostlar… Her sarnıcın bir değeri vardır. Onlardan biri de Milas-Bodrum, Ağaçlıhöyük-Savran kavşağındaki sarnıçtır. BU sarnıcın yola kurban edilmemesine çok sevindim. Dokunmayan müteahhide, projeye onay veren kurullara ve işe müzâharet eden siyasilere teşekkür ederim.