Badem Ağaçları

Namık Açıkgöz

Çocukluğum çiçek demektir. Lalesiyle, sümbülüyle, gelinciğiyle çiçek… Ağaç çiçeklerden ise daha çok badem ve armut çiçeğidir çocukluğum…

Hale Gür veya Makbule Kaya’nın çok güzel söyledikleri:

Armut ağacı armut ağacı

Başımın tacı

türküsünün anlattığı armutlar (Yazıyı okurken bu türküyü dinleyin bir yandan da) , bizim köy (Osmancık) ile Çepnidere/Tekkedere köyü arasındaki yamaçlardadır. Türkü yakılacak kadar etkiler adamı o manzara ama armuttan önce badem sarardı o yamaçları. İlk uyanan ve ilk çiçeğe duran ağaçlardır badem ağaçları… Sonra armutlar, ahlatlar, erikler, şeftaliler, kayısılar gelir… Şimdi kirazlar var artık o yamaçlarda…

9 yaşıma kadar o yamaçların bütün ağaç çiçeklerini ezberlemiştim. Bembeyaz karlı günlerde bile, o yamaçlarda açan pembe, kırmızı, beyaz çiçekleri düşlerdim. Yamaçlarda, tarla ve bağ kenarlarında badem ağaçları… Kokusu adamı sarhoş eden badem ağaçları… Hangi kuşun veya hangi sincabın ağzından düşürdüğü bilinmeyen bademden çıkan badem ağacı…

Biyolojinin gülgillerden kabul edip Prunus dulcis adını verdiği; halkımızın da “badem, bayam, payam” dediği meşhur ağaç ve meyve…

Şubat ortası çiçekler görünmeye başlar Ege’de, Mart ortasında her yer çiçeklenmiştir bademlerle. Yanına diğer ağaç çiçekler de eklenmeye başlanmıştır.

1965’te köyden ayrılıp Turgutlu’ya taşınınca vaz geçmedik bademlerden ve ağaç çiçeklerden. Zaten mahallemiz (Kır Mahalle) şehrin dağ ve ova tarafında kurulu bir mahalle idi. Arkadaşlarla, uygun zamanlarda ver elini yamaçlar ve ova!… Başta badem ağaçları olmak üzere tabiatın uyanışına şahit olmak… O oluşu heyecanla görmek, şahit olmak…

O badem ağaçlarını hiç unutmadım. Nerede olursam olayım, hayatımın merkezinde başta badem ağaçları olmak üzere ağaç çiçekler vardı. Bu âleme daha sonra erguvan, manolya, mimoza girdi. En son da “maymun çıkmaz” ağacı…

Ama o ilk ihtişam, ilk göz ağrısı, ilk düşleri süsleyen badem ağaçlarını asla unutmadım ve hâlâ gözde ağacımdır…

Çocukluğumun badem ağacı, lise yıllarımda trajedinin de kaynağı olmuştur hayal dünyamda. Çünkü Cengiz Dağcı’nın Kırım Türklerine yapılan zulmü anlattığı kitaplardan biri olan “Badem dalına Asılı Bebekler”de, o güzelim dallar, o çocukluğumu süsleyen dallar, bir trajedinin şahidi olmuştu.

Sonra Muğla yılları ve Datça bademleri… En erken açan ve en erken çağlaya dönen bademler…

Datçalılar, badem ağacı efsanesini kendi yörelerine uydurmuşlardır… Hani  Thracia (Trakya) kralı Lycurgus’un kızı  Phillis ile Truva kahramanı Demophon’un arasında geçen ve Athena’nın da duruma müdahale ettiği efsanesini biliyorsunuzdur. (Biraz ayrıntılı anlatımını, Aydınlık’ta Ethem Gönenç yapmış.) Kız ile oğlan birbirlerini severler ama Demophon’un Atina’ya gidip gelmemesi karşısında onu bekleyen Phillis kızımız kendini asar ve ölür. Tanrıça Ahtena, Phillis’in kendini astığı yerde yapraksız bir ağaç bitirir. Yıllar sonra dönen Demophon o ağaca sarılır ve sarılır sarılmaz ağaç çiçek açar. İşte o ağaç badem ağacıdır. (Datçalı hemşehrilerimizi Thracia’yı Datça olarak okuma masumiyeti ile bu güzel hikâyeyi kendilerine mâl etmişler ve iyi de etmişlerdir.)

Dede Korkud, kadın güzelliğini anlatırken “koşa (çifte) badem sığmaz dar ağızlım” der… Kadınların ağzı o kadar küçükmüş ki, iki badem sığmazmış. Şimdi, silikonlu dudaklara bak bir de.  Badem çiçeğinin güzelliğinden kadın güzelliğine geçen bir kültür…

Seviyorum şu badem ağaçlarını Süheylâ!…

 

 

 

 

 

 

Badem Ağaçları” için bir yorum

  1. Kıymetli Hocam; Yüreğinize ve bileğinize sağlık. Hakikaten ilk önce uyanan ve gelinliğini ilk giyern payam ağaçlarımızdır. Tam da vakti. son yıllarda iklim değişikliğinden mi nedir bilinmez, aldanıyorlar. sevgi ve saygı

Yorumlar kapatıldı.