Çanakkale Zaferini Kutladık

Hüseyin Nizamoğlu

Bundan 105 yıl önce 18 Mart 1915 tarihinde, bilgisizlikle girdiğimiz cihan savaşında bütün cephelerde yenik durumda iken, Çanakkale de büyük zafer ile düşmanı boğazdan geçirmedik.
Kara savaşları ile adeta dünya ile savaşıyorduk. Bunu en güzel anlatan Mehmet Akif’ten;
Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı!”
Dedirir yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

Savaşta birçok mucize gerçekleşti. Bu yazıda bunlardan bir tanesinden özet edilecektir.
KOCA SEYYİT: Balıkesir Havranın Çamlık köyünden fukara bir ailenin çocuğu olduğu için mektep medrese görmez ama yine de, Kur’an-ı Kerim okur, iyi kötü derdini yazar.
Köy yerinde ne olsun, kah hayvan güder, kah anacığı ile el bahçesinden zeytin toplar. Balkan harbi çıkınca onu askere alırlar. Pehlivan yapılı olduğu için adının başına “Koca” yakıştırırlar.
Koca Seyit, üç yıl boyunca Balkan dağlarında komitacı kovalar. Tam terhis vakti gelmiştir ki, kısa bir topçu eğitiminden geçirip Çanakkale’ye yollarlar. Kilitbahir, Mecidiye Bataryasında hizmete başlar. Çok geçmeden İngiliz’i, Fransız’ı kapımıza yığılır. Boğazı zorlarlar. Zırhlıların ateş gücü çok yüksektir. Metrekareye 6 bin mermi sıkar, siperlerimizi adeta kazıyıp, göğe savururlar. Tam “oldu galiba” diyeceklerdir ki, topçu bataryalarımız ateşe başlar. İngilizler yanı başlarında yükselen sudan kuleleri görünce çok heyecanlanırlar. Oueen Elizabeth ve Ocean zırhlıları Kilitbahir önlerine kadar gelir ve tabyaları kaldırıp koparırlar. Koca Seyyit, bir katil zırhlıya, birde kırık topa bakar. Sonra çılgınlar gibi koşturup patlamamış mermi aramaya başlar. Tozun toprağın arasında üç tane mermi bulur ancak mermiler kendisinden üç misli ağırdırlar. Koca Seyyit “YA ALLAH” diyerek mermiyi kavrar, Niğdelinin yardımıyla sırtına atar. O yükle altı basamak çıkar ve mermiyi yuvasına koyar.
Başlarında komutan olsa şüphesiz isabetli atışlar yapacaklardır. Nitekim ilk mermi uzak düşer, ikincisi ise zırhlıya varamaz. Gemi (Ocean) önlerinden geçip gitmektedir ki, üçüncüyü yetiştirir, ateşlemeyi başarırlar. Bomba bacadan içeri girer ve patlar. Ancak kıç tarafı mahalle kadar büyük olan gemi fırıldak gibi dönmeye başlar. Allah’ın yardımı buna denir ki, o tek mermi ile geminin dümen tertibatı kopmuştur. Efsane gemi kontrolden çıkmıştır. Ortalığı harmanlar. Bir gece evvel Bizim Nusrat’ın karanlık limana döşediği mayınlara toslar. Boğaza sığmayan elamet gemi diğer gemilerle birlikte denizin dibine giderler. Bunun gibi birçok mucizeler görülen savaşın zaferini milletçe kutladık. Ancak birileri huzursuz oluyordu. Kutlayanlara tehditler savurmanın bir ceremesi olmalıdır. Bu savaşta Kürtlerde şehit oldular. Bu gün terör örgütü ilan edilen Ergenekon mahkemesi sanıklarının içinde CHP’nin desteği yok diyebilir misiniz? Seçtikleri Milletvekilleri idamla suçlanıyor. Nitekim 19 Mart günü Ergenekon sanıklarının çoğunluğu suçlananlar içinde milletvekili olanlarda var.

SUÇLULAR NE YÜZLE KİMİ ELEŞTİRİYOR?

İkibin yılında üçlü koalisyon zamanında, Başbakan Ecevit hasta olarak hastaneye yattı. Adam iyileşeceği yerde tamamen felç olmak üzere iken özel doktoru hastaneden çıkardı. Bütün verilen ilaçları kesince adam gözünü açtı. Bunu Ecevit’in en yakını defalarca söyledi. Ne biçim partidir bunlar? Nasıl Solcudur bunlar. İnadına eder gibi, hastane sahibini Ecevit’in doğduğu ilden milletvekili seçtiler.… Öcalan için idam cezasını siz kaldırmadınız mı? Petrol yolsuzluğu zamanında paşaların Amerikalı subaylarla askeri okullarda özel toplantıları açıklayan kahraman kurmay albayın yayınları sizi hiç mi alakadar etmiyor? 1977’de İstanbul’da bir Mayıs günü, 37 garip vatandaş öldürüldü. Aynı yürüyüşte 17 kişi CHP milletvekili vardı. Bu yürüyüşte Türk bayrağı yoktu. Ama Başbakan Ecevit’ten bayram tebriki geldi. Hoparlörden ilan edilmişti. İstanbul belediyesi marangozhaneden yüzlerce pınar sopası imal edilerek yürüyenlere dağıtılmıştı. O yürüyüşte Disk idarecileri olan Fehmi Işıklar gibi 20 kişiyi CHP kontenjanından meclise sokulmadı mı? Kürsüden Türk bayrağı yerine Apo bayrağı sallatan onlar değil mi? Ergenekon sanıklarının avukatı olan onlar değil mi?
Bütün bu kepazeliklerin sonucu olarak terörün arkasında dış ülkeler varsa, bunu iç politika destek oluyorsa, bu ölümlerin önlenmesi için zehir içmiş bir millet sevgilisi başbakan için, takınılan tavırlar hiç endişeniz olmasın sahibini bilemiştir ve güçlü devlet yönetimini getirmiştir.

 

Hüseyin Nizamoğlu

Hüseyin Nizamoğlu

Nerede Kalmıştık