Delirmemek İçin Yazmak Zorundayım

İdris KOÇ

Malum koronavirüs nedeniyle evlerimize çekildik. Yaşlıları ve çocukları evde tutabilmek zor.  Anne-babalar yaptıkları ortak etkinlikler ile evde geçirdikleri zamanı eğlenceli hale getirmeye çalışıyor. Biz de hafta sonu kahvaltısında film izlemeye karar verdik. 2014 yapımı Imperial Dreams (Görkemli Hayaller) isimli film çıktı karşımıza. Benim için, uzun süre sonra bir film izleme fırsatı bulmak güzeldi.

Filmin kahramanı Bambi, anne-babası olmadığı için suç şebekesi tarafından büyütülmüş ve 12 yaşından itibaren sürekli cezaevine girip çıkan genç bir babadır. Karısı da cezaevindedir. Bu nedenle 10 yaşındaki oğlu Day’e onlar cezaevinde olduğu zaman içerisinde amcası bakmıştır.

Bambi cezaevinden çıkıp mahallesine döner ve bir daha cezaevine dönmeye niyeti yoktur. Ancak çevresindeki şiddet sarmalından kurtulması da pek kolay değildir. Çünkü “Mahalle, hapishanelerin en acımasızıdır.” ona göre. O ise hem bu şiddet ortamında yaşam mücadelesi vermek hem de çocuğuna bakmak zorundadır. Şiddete bulaşmış kalabalık bir aile içinde hayata tutunmaya çalışan Bambi’nin bir hayali daha vardır: Yazar olmak…

Bambi, çocuklara aynı hataları yapmamalarını öğretmek için yazmak, bunun için de hayata pozitif bakmak zorundadır. Ancak amcası ona yasadışı bir kuryelik işi teklif eder. Teklifi kabul görmeyince de “Bu yazma işini biliyorum, kendini kültürlü hissetmeni sağlar. Eğer ailene bir faydası olmayacaksa ne işe yarar? Burada herkes hayatını kazanmak zorunda. Bu lanet kitabına bunu da yaz.” diyerek Bambi’ye kapıyı gösterir.

Bambi’nin ve oğlunun kalacak yeri yoktur. “Bu iş bana göre değil!” diyerek amcasının evini terk eder ve çocuğuyla camlarını karton ve bezlerle kapattığı eski arabasında yaşamaya başlar. Sürekli yazar ve her gece yazdıklarını oğluna okur. Bu şartlar içinde bir şeyleri değiştirmenin zor olduğunu biliyordur; ona göre bunun yolu da yazmaktan ve kitabını yayınlamaktan geçmektedir.

Bambi’nin derdi saymakla bitmez. 10 yaşındaki oğlu ile başını sokabileceği bir evi yoktur. İşsizdir. Amcası onu yasadışı işlere zorlamaktadır. Polis takibindedir. Devlete 15 bin dolar çocuk bakım borcu olduğu için el konulan ehliyetini geri alamamaktadır. Onun yazmasını tek destekleyen kişi olan kuzeni de gözlerinin önünde rakip çete tarafından öldürülür. O ise her şeye rağmen eski arabasının içinde, tavan lambalarının altında okumaya ve yazmaya devam eder. Hayata tutunma mücadelesini, ölen kuzeninin ardından hissettiklerini ve gettodaki yaşamı yazar.

Bambi, kitabını yayınlatmak için bir yayınevine gider. Dosyasını almak istemeyen görevliye hapishanede yazmaya başladığını ve hikâyelerden birkaçının daha önce yayınlandığını anlatır. “Delirmemek için yazmak zorundaydım.” diyen Bambi’nin hikâyesinden etkilenen görevli, ona yardımcı olma sözü verir.

Yaşamları giderek zorlaşmaktadır. Arka koltuk oğlunun, ön koltuk kendisinin yatağıdır. Fazla seçeneği kalmamıştır. Taziye için amcasının evine gittiğinde, amcası evin temizliği karşılığında burada kalabileceğini söyler. Ancak amcasının kirli planları üzerine bu huzur fazla sürmez. Bambi, küçük kardeşini kandırdığını ve yasa dışı kuryelik yapmaya ikna ettiğini görünce amcasını darp ederek evden kaçar.

Mahallede doğru işler yapmak isteyen tek kişi Bambi’dir. Uzun bir kaçıştan sonra gece arabasına girdiğinde amcasının silahını ensesinde bulur. Bambi, “Böyle olmamızın bir sebebi var. Hikâyendeki kötü adam ben miyim? Seni bir asker olarak ben yetiştirdim. Çünkü burada hayatta kalmanın yolu bu.” diyen amcasına, “Kendi yoluma gitmeliyim.” cevabını verir. Bambi’nin kararlığını gören amcası silahı indirir ve oradan uzaklaşır.

Bambi, yazmaya devam eder. Yazdıkları birkaç yayınevine ulaşır. Ama bu sefer de insani koşullarda bir yaşam sunamadığı için oğlunun velayeti kendisinden alınır. Hissettiği acı gerçektir. Çocuğunu kaybetmek de çok büyük bir acıdır. Ama o pes etmez ve yazmaya devam eder. Her kayıp onu daha da güçlendirmektedir. Kayıplar yıkıcı olsa da zamanı geldiğinde Bambi ve oğlu Day kazanan olacaktır.

Hapishanede delirmemek için yazmaya başlayan Bambi; içinde yaşadığı çevrenin kirliliğine ve sistem hatalarına rağmen suça karışmadan hayata tutunmaya çalışır. Hurda bir arabanın içinde geçirdiği gecelerde yazmaya ve kirli işlerden uzak durmaya çalışır. Çünkü en büyük hapishane olan mahallede hayata tutunmak için yazmak zorundadır.

Finalde Bambi’nin kitabını eline almasını beklerken, film Bambi’nin oğluna kavuşması ile bitiverdi. Görkemli Hayaller, finali eksik kalmasına rağmen izlenmesi gereken bir film.

Ataol Behramoğlu der ki; “Öğrendim ki… İnsanların başına ne geldiği değil, o durumda ne yaptıkları önemli.”

Biz de inşallah bu günleri atlatıp normal yaşamımıza döneceğiz. Önemli olan bugün ne yaptığımız…

Bolca kitap okumaya ve yazmaya ne dersiniz…