Barış Fırtınası Harekâtı

Hüseyin Nizamoğlu

RAHİM ER

“En kötü karar, kararsızlıktan iyidir” diye bir deyim vardır. En kötü yönetim de kargaşadan, istikrarsızlıktan iyidir.

Müstemlekeci, sömürgeci Batılı kuvvetlerin, Doğu milletlerine yaptıkları kötülüklerin başında, onları diktatörden kurtarmak, demokrasi getirmek, refaha kavuşturmak vaadiyle gelip mevcut yapılarını altüst etmeleridir. İşin çarpıcı yanı, o diktatör dediklerini de bir tarihte kendilerinin işbaşına getirmiş olmalarıdır.

Irak’ın başında Saddam Hüseyin diye biri vardı. Amerika, önce O’nu devrim sonrası İran’la 8 sene savaştırdı, ardından Kuveyt’e girdin diye üstüne giderek ülkeyi perişan etti. Irak, 1991’den bu yana kanayan bir yaradır. Libya da öyle. Çok yıllar öncesinin bir sabahına uyandığımızda bir teğmenin idareye el koyduğunu görmüştük. Rütbesini derhal albaylığa yükselten bu adam, onlarca sene Libya’nın başında kaldı. Sonra feci bir sonla devrildi.

 Bunlardan Saddam, mağrur, Kaddafi yarı deliydi. Fakat buna rağmen memleketlerinde iyi-kötü bir otorite ve iyi-kötü bir devlet vardı. Irak, ABD ve İran yakasından düşmemiş olsa da aradan çeyrek asırdan ziyade bir zaman geçtikten sonra şurada bir-iki senedir yeni yeni toparlanır gibidir.

Libya, ise Irak’tan bin beter vaziyette. Suriye gibi o da uzun senelerdir kargaşa içinde. Sömürgeci güçler ülkeye fitne sokmuşlar. Bir tarafta BM’nin tanıdığı Millî Mutabakat Hükûmeti varken diğer tarafta bir âsi general ve onu destekleyen devletler bulunuyor. Bu meşru ve gayrimeşru taraflar, uzun senelerdir çarpışma hâlindeler. Gayrimeşru Hafter’i sadece Rusya, ABD, İtalya ve Fransa değil yine onlar adına hareket eden Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır desteklemekte.

Bu yeni tip virüs salgını, 7 milyarı esir almadan önce dünyanın ve Türkiye’nin en mühim gündem maddelerinden biri Libya idi. Trablus’taki meşru hükûmetle Akdeniz’de MEB-Münhasır Ekonomik Bölge Antlaşması yapmış ve asrın bu fevkalade değerli antlaşmasıyla iri kıyım devletlerin keyfini kaçırmıştık. Biz, bunu yaparak hem BM’nin tanıdığı bir idareyi ayakta tutuyor ve hem de MEB antlaşmamıza halel gelmemesi için MMH Başbakanı Feyiz es-Saraç’a destek veriyorduk. Sn. Saraç birkaç kere CB Dolmabahçe Çalışma Dairesi’ne gelerek Sn. Erdoğan’la görüşmüşlerdi. O günlerde Libya’da Hükûmet kuvvetleriyle asi General Halife Hafter kuvvetleri arasında kıyasıya çarpışmalar yaşanıyordu. Meşru Hükûmetin arkasında Ankara, gayrimeşru milislerin arkasındaysa Moskova, Roma, Paris, Washington vardı. Bu saydığımız devletler için Libya’yı cazip kılan, Fizan çölü değil, dünyanın en temiz petrolünün bu ülkeden çıkmasıdır.

Koronavirüs bütün gündemi işgal ettikten sonra en azından görünür planda Libya unutuldu. Tabii bu mümkün olamazdı. Sade vatandaş canını düşünür, devlet ise hem vatandaşının hayatını ve hem de kendi beka ve istikbalini düşünür. Onun için en zor şartlarda bile ne Barış Pınarı ve diğer harekât bölgelerimiz ve ne de Libya ihmal edildi. Bundan olmalı ki Trablus’tan sevindirici haberler alıyoruz. Es-Saraç Hükûmeti, pazartesi günü Barış Fırtınası Harekâtı diye bir taarruz başlattı. Bu harekâtla kısa süre içinde başkent Trablus’un batısında yer alan birçok kasaba ve şehir ele geçirildi. Kazanılan saha yaklaşık olarak 3 bin km2’dir. Ayrıca yüksek miktarda mühimmat ile BAE’ye ait çok sayıda tank, roket, silah ele geçirilmiştir. Çok sayıda paralı asker öldürülmüş. BB Saraç, bu askerlerin cesetlerinin memleketlerine gönderilmesi talimatı verdi. Onların künyelerine “evlatlarınız gelemeye devam ederse; tabutları da gelmeye devam edecek!” yazılmakta.

Hafter’i destekleyen devletlerin başları, koronayla dertte olduğundan yardıma devam edemedikleri veya tatmin edici bir yardım yapamadıkları anlaşılıyor. Buna mukabil bizim İHA ve Sİ HA’larımız devrede. Mevcut şartları çok iyi değerlendirmeliyiz. Bu bir fırsattır. Hükûmetin, bütün Libya’da hâkimiyet kurması, Libyalı kardeşlerimizin huzuru için Ankara, yardımı arttırmalıdır. Barış Fırtınası Harekâtı, Barış Pınarı Harekatı’na kardeştir.

 

Hüseyin Nizamoğlu

Hüseyin Nizamoğlu

Nerede Kalmıştık