“Kendine Dönüş” Günlükleri-5

İsmail ZORBA

 Ve hayal kuruyordum geçmişe dair. Fırının önünde uzun bir kuyruk, sabırla sımsıcak pidene kavuşmayı bekliyorsun. Orada yaşadığın sabır, tevekkül ve şükür bir bakıma tuttuğun orucun başka bir görüntüsü. Üstünde dumanı tüten pideni ellerin yana yana kavrayıp huzur içerisinde evine dönüyorsun. Bugüne döndüğümde ortada ne bir kuyruk var ne de üstünde dumanı tüten pideler. Pideler saatler öncesi sahiplerini buldu, iftarı beklemeye koyuldular.   “

“Nerede kalmıştık?” diyebileceğimizin umuduna sarılıyorum ve günlüklerime geleceğe dair umutlarımı ekliyorum. Ve bu zor günlerde bir şifacı gibi susuz kalmış gönüllerimize Ramazan dokunuyor. Ramazan ayının bize baharı yaşatan ruh iklimine giriyoruz. Her ne kadar bu Ramazan’ı diğer Ramazanlara göre biraz buruk karşılasak da on bir ayın sultanı bütün zenginlikleriyle bizlere can suyu oluyor: “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan!”

Her yatsı vaktinde okunan ezandan sonra yapılan dualara eşlik ederken Ramazan’a da bir an önce kavuşmayı dilemiştim. Biliyordum ki Ramazan geldiğinde yepyeni nefesler bulacağım. Yenileneceğim, ruhum bahar ikliminde çiçeklenecek, yepyeni sürgünler verecek.

Mevlânâ’nın işaret ettiği gibi; “Açmaz dediğimiz çiçekler açacak, bitmez dediğimiz dertler bitecek, geçmez dediğimiz zaman geçecek” ve sabır, şükür ve inançla kendimize geleceğiz. Yaşadığımız bu zor zamanları da atlatacağız. Ramazan’la yediveren sürgünlerine kavuşacağız: “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan!”

İftar vakti top patlamasa da okunan ezanla içimde orucumu tutmuş olmanın hafifliği beni bütün yüklerimden arındırıyor. Oysa bir saat kadar önce penceremden karşı caddedeki fırına bakıyordum. Ve hayal kuruyordum geçmişe dair. Fırının önünde uzun bir kuyruk, ve o kuyrukta  sabırla sımsıcak pidene kavuşmayı bekliyorsun. Orada yaşadığın sabır, tevekkül ve şükür bir bakıma tuttuğun orucun başka bir görüntüsü.

Üstünde dumanı tüten pideni ellerin yana yana kavrayıp huzur içerisinde evine dönüyorsun. Bugüne döndüğümde ortada ne bir kuyruk var ne de üstünde dumanı tüten pideler. Pideler saatler öncesi sahiplerini buldu, iftarı beklemeye koyuldular. “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan!”

Ramazan’a dair bu küçücük bir rutin bile yaşanmaya değermiş oysa. Hele teravih namazları için cami cami dolaşmalarımız, dostlarla sohbetlerimiz. Hayat her şeye rağmen evde de hayat buluyor. Ne demiştik önce sabır sonra şükür.

Bu Ramazan’ın kendine özgü bir ayrıcalığı olsun. Ramazan bize ev hediyesi olsun. Bu rahmet ayının rahmetine, bereketine evimizde can bulalım. Canlar cana olan hasretini Ramazan ayını evde idrak ederek geçirsin. Ve kendine gelsin, kendini bulsun. Ne zamandır bir içe dönüş, bir iç muhasebesi yapmamıştık. İbadetlerimizde, dualarımızda evde kendi sesimize ses bulalım, Rabbimize yakaralım. “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan!

Ramazan, sükunetimizde, sabrımızda rahmetini göstersin. Sükunetimizde, sabrımızda, şükrümüzde dem bulsun. Geçirdiğimiz bu zamanlarda yaşanan onca çile, kahır ve acı ardından gelen rahmetin, bereketin, şifanın yaşatacağı güzelliklerin habercisi olsun. “Zorlukların yanında kolaylıklar da vardır.” demiyor mu Rabbimiz. Bize her zorluğun ardında muştulanan güzel günlerin de haberini vermiyor mu? Sabır, şükür derken inanmak son noktayı koyuyor. Evet, inanmak!. Tüm hayır ve güzelliklerin kaynağında ermek sırra. Her şeyin iradesinin tecelli kaynağına sığınma.

Yaşadığımız an’a karşı elimizden inanmaktan başka ne gelir ki? Kendimizi koruyalım, önlemlerimizi alalım. Önlemlerimizi alalım, başka insanları da koruyalım. Zaaflarımızın aklımızın iradesinden çıkmasına izin vermeyelim. Bize düşen her ne kadar sorumluluk varsa yerine getirelim. Ya gerisi? Yaşayacaklarımızı değiştirme gücümüz nedir? Kendimizi ne kadar korursak koruyalım, gerekli önlemi almayan bir insan karşısında bu dönemde ne kadar çaresiziz oysa. O zaman bize düşen dua etmek ve umudunu hiç yitirmemek. İnsan’a ve Hakk’a inancını hiç kaybetmemek. Doğrudan yana olmak, doğru yerde durmak.

Ramazan’da işte doğruyu hep birlikte göreceğimiz yerdeyiz. “Ben” duraklarını terk edip “Biz” limanına sığınacağımız yerdeyiz. Ramazan’ın ayrısı gayrısı yok. Ramazan kainattaki her varlığa kucak açmakta. Sınırlar sonsuzlukta, tüm perdeler kalkmış. O zaman bizlerde “ben”liğin tüm perdelerini kaldıralım. Tüm insanlığın kurtuluşu adına “Bir” olalım, “Biz”de toplanalım. Ayrılıkları gayrılıkları bir kenara bırakalım. Ramazan’ın rahmetinde sevgiyle şifa bulalım, huzura erelim: “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan!”