Korona Molalılara sandıgları, bohcıları açdırdı…

Bir virüs bütün dünyayı esir aldı.

Kimilerimiz kapalı cezaevinde, kimilerimiz yarı açık cezaevinde.

Özellikle 65 yaş ve üstündekilerinin sabrına hayranım. Hapislikleri bir ayı geçti.

Bir de gençler ve çocuklar. Dedelerinden geç tutuklandılar, ama kanlarının deli aktığı çağda onları evde tutmak kolay mı? Onları da kutlamak lazım.

Bir de 20 ile 65 yaş arasındakiler var. İşte onlar her türlü övgüye layıklar… Delikanlılardan geçtim, çocukları ve dedeleri idare etmek, haylamak hiçte kolay olmasa gerek. Hele bir de işe gidip geliyorlarsa Allah onlara döğümlük versin…

Günlerdir sağlık çalışanlarını övüyor, onlara minnet duygularımızı göstermeye çalışıyoruz. Onlar için ne etsek, ne desek hakları ödenmez.

Ama onların tedavisine muhtaç olmamak için büyük mücadele verenleri de unutmamalıyız.

Hadi kendinizi bir alkışlayın…

 xx        xx        xx

Hafta sonunda Pazar günü Muğlaspor Kulüp Başkanı Erol Kapiz aradı.

Erol Kapiz öyle evlerde kalacak adam mı? Çok sıkılmış. Öyle ki, almış eline telefonu tek tek arkadaşlarını, dostlarını arıyormuş. “Abi sesini duymak için aradım” dedi. Güldüm, inanasım gelmedi, yine de “Mayıs’ta kongren var. Ondan mı aradın?” demedim. Gerçekten sıkıntıdan aramıştı.

Son İl Genel Meclisi Üyelerinden İbrahim Şimşek de aradı. “Ağabey ne var ne yok?” dedi. Onun “ne var ne yok”ları “siyasete” dair olur. “İbrahim insanların kafasını çıkaracak hali yok. Siyaset mi kaldı?” demeye kalktım, sözümü kesip, o da “Ağabey ben sesini duymak için aradım” deyince güldüm.

Sesimin ne çok meraklısı var?” demedim, sağ olsunlar…

Pek çok kişi aradı. Muğla Gazetesi‘nden Neval Çolak gazete getirdi. O da sağ olsun. Cem Kaytan da aradı. “Ağabey pide yaptırmaya gidiyorum, istiyor musun?” diye sordu. “Sağol, var.” dedim. Ondan önce davrananlar olmuştu.

Sevilmek, aranmak, hatta aleyhlerinde yazı yazdıkların tarafından bile ilgilenilmek güzel…

Şu günlerde birbirinizi arayın… Ekmeğe, aşa değil, sadece “alo”ya ihtiyacı olanlar da var…

 xx        xx        xx

Bahçeli ev sahipleri şanslı. Onlar bahçelerinde oyalandılar. Oyalanıyorlar.

Kimi kendini dizi filimlerine verirken, kimi internette sosyal medyanın altını üstüne getirmeye başladı.

Kimi kendini keşfe çıkarken, kimi “mutfak kuşu” oldu. Evlerde denenmedik, yapılmadık ekmek türü kalmadı sanırım. Uncular bayram ediyor.

Pek çok evde olduğu gibi, bizim evde de ekmekle yetinilmeyip, lahmacun, pizza denendi. Bir daha dışarıda pizza, lahmacun yemem. Un helvasının kenarından bile geçmem. Evde yakaladığımız tatların dışarıda olabileceğini sanmıyorum.

Korona virüsünün herkesi korkutup, evlere hapsetmiş, yaşamı yaşanmaz hale getirmiş olması, can alması gibi olumsuzluklarının yanında böylesine olumlu yanları da var.

Mesela Tarih Öğretmeni Araştırmacı-Yazar Yılmaz Bozkurt tarafından facebookta 7 Eylül 2016‘da kurulan “Muğla Tarih Gurubu”nun üye sayısı son 20 günde 400 kişiden 2 bin 714 kişiye çıktı.

Bu bir rekor… Üye sayısı her gün artmaya devam ediyor. Bunda Korona sıkıntısının büyük etkisi var.

Korona sıkıntısı Molalılara sandıkları, bohcıları açdırdı…

Muğlalının “ortak hafızası” canlandı…

xx        xx        xx

Muğla Tarih Gurubu sitesinin “Grup Hakkında Açıklama” bölümünde şu ifadelere yer verilmiş:

Bu grup, Muğlalı tarih severlerin Muğla ve ilçeleri ile ilgili (tercih edilen) bilgi, belge, döküman, fotoğraf ve dosya paylaşıp Muğla Kültürüne bir katkı sağlayabilmeleri için 7 Eylül 2016 tarihinde Yılmaz Bozkurt tarafından kurulmuştur.

Muğla Kültürü’ne katkı yapmak isteyen tarihseverlerin ve Muğlalı hemşerilerimizin katkılarını bekliyoruz…

Gurubun yöneticileri ise Yılmaz Bozkurt ile Bodrum Belediyesi çalışanlarından ve çok zengin Bodrum ve Muğla İli fotoğraf, belge arşivine sahip, çeşitli kereler “Eski Bodrum Sergileri” açmış olan bir Muğla sevdalısı Ali Şengün

Guruba pek çokları gibi ben de katıldım. Muğla‘nın her yanından ve Muğla dışındaki Muğlalılardan her gün yeni paylaşımlar geliyor. Her gün bakıyor, heyecanlanıyorum…

Erdemler sülalesinden Ali Erdem maşallah büyük bir “arşiv”.. Paylaşımlarının hikayesini de biliyor. Eskilerin deyişiyle “kirli çıkın”.. Benzetmeye bakmayın, tertemiz, Muğla kadar “beyaz” paylaşımlar gönderiyor İzmir‘den. Recai Güreli Caddesi (Süsyol” el arabaları ile asfaltlanırken çekilmiş fotoğraf müthişti. Mustafa Şahin‘in paylaştığı “Belediye Bandosu” da öyle…

Sanki Muğla ruhu ayağa kalkıyor..

Haydi hayırlısı, şu Ramazan günler anısına da Muğla Mutfağından tarifler paylaşanlar da olur mu bakalım…

xx        xx        xx

Nejat Altınsoy arkadaşımız hafta sonunda güzel bir şey yaptı.

Başta domuzlar olmak üzere dağlarda aç kalan canların insanların yaşam alanlarına inmeye başladıkları şu günlerde, herkes evlerde Korona tutuklusu yaşlılarımızın iaşelerinin karşılanması, ekmeklerinin sağlanması, muhtaçlara yardım edilmesi derdine düşünce, galiba şehrin sokak canlarını unuttuk…

Sevgili Nejat, Arasta‘daki iş yerinin önünden saat 14.15 gibi siyah renkli, insanın gözünün içine bakan bir finonun fotoğrafını, üstüne “Arasta Şadırvan can dostlarının suyu var maması yok, yardım bekliyorlar” diye yazıp paylaştı.

Çok geçmedi, Nejat‘tan ikinci paylaşım geldi. 10-15 dakika sonra, mahalle sakinlerinden bir genç kadının, bir sarı finoyu okşayan, karnını doyuran fotoğrafı.. Üzerine “Şadırvanın can dostlarına ilk yardım mahalleli dostlardan geldi” diye yazmış. Saat 15.00 gibi bir fotoğraf daha. Üzerinde “İlçe Emniyet Müdürü Tümer Yılmaz can dostlarını elleriyle besledi.” ifadesine yer verilmiş. Sevgili Nejat biraz sonra da üzerinde “Can dostlarına Menteşe Belediye Zabıtası’ndan destek geldi”  yazılı fotoğraf paylaşımı yaparken, o gün son paylaşımı üzerinde “Kızılay Muğla Şubesi’nden can dostlarına destek geldi” yazılı 4 torba kedi, köpek maması fotoğrafı oldu.

xx        xx        xx

Ya Nejat Altınsoy ilk paylaşımı yapmasaydı?..

Bir de “Kızılay can dostlarımız için de mama mı dağıtıyor?” diye merak ettim.

Belki de Menteşe Vefa Destek Gurubu dağıtıyordur. Öyleyse iyi düşünülmüş.

Kimin dağıttığı çok ta önemli değil. Önemli olan netice…

Sevgili Nejat da farkında mı bilmiyorum, yaptığı “hayırlı iş” adeta bir sosyal deney oldu.

Bir “kent gazetecisi” çıkıyor, sokaktaki canları hatırlatan bir paylaşımda bulunuyor.

Önce mahalleden bir genç kadın çıkıp geliyor… Hep böyle olmaz mı? Darda olanlara önce komşuların eli uzanmaz mı?

Sonra polis yetişti, Devlet…

Ardından yerel yönetim geldi. Sonra da Kızılay geliyor…

Ne eksik, ne fazla… Molalılar buna ya “Böle olmamı le..” veya “Bölü olu, bölü olu..” der.

Bölü olmamı le?

Bölü osa çok eyi olcedin, emme nedelim olmadı işte. Neyse olu gide gari…

xx        xx        xx

Molu da heç bi zaman “aç mezeri” olmadı. Molalı ırmızanda bazar hurununda bazar böre guyduru da göz hakkı deye dadı dadı eve geldinde börek yarısı galmadı gibi, iftar mahallenin kimsesi olmayan gocugarısının, gocuadamının evinde yapılır, pişen etten, pilavdan koktu deye top atılmadan goşuya ulaşdırı…

Önümüzde üç gün da soka çıkılmecemiş; 1-2-3 Mayıs… Bu sefer unutman gari, sokakta canlar da var…

——————————                     ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Birinin gerçek yüzünü görmek istiyorsan, Kendisine hiçbir iyiliği dokunmayan birisine nasıl davrandığına bak. Paulo Coelho

ÇİVİ

Bodrum Belediyesi dün olağan meclis toplantısını Bitez Kafe’de (sosyal mesafeyi koruyarak) yaptı. Arkadaşım “Bu Ahmet Aras boyuna icat çıkarıyor” dedi.

Beni Bi Gülmek Almadı )))))

Özcan Özgür

Özcan Özgür

Özgürce