“Ülen durugo buyon gari.” deyimeyon.

Nejat Altınsoy son yazılarından birine (galiba geçen salı) “Güncel İki Konu” başlığı atmış.

Yaramı deşmiş. Hem de ne yara… Bende mi terslik var diyordum. Meğer konu “kanayan toplumsal yaraya” dönüşmüş. “Ülen bizim olan durugo buyon gari. Ne bu gıvraglıg. Ayıb edibdurun bak..” deyen de yok. Hem bişe demek öle gole mi? Gazıg gadan adam! Bizim olan delki… Bizim olan osa gole… Üsdelig adamın sırtı govatlı…

Sevgili Nejat‘ın “iki konu” dediği; “Salgınla mücadele” ve “Yardım Fotoğrafları”..

İkinci bölümde yardım fotoğraflarından söz ederken şu ifadede bulunmuş:

Bu süreçte ihtiyaç sahibi vatandaşlara yapılan yardım fotoğraflarının haber bültenlerinde ve sosyal medyada paylaşılması (!) kimseyi daha yardımsever, kimseyi diğerlerinden daha popüler yapmaz. Bu bir yarış değil.

Degidi Nejadım de, adam kendi kendinnen yarışıpduru…

Ben de altına “O kültürü ayaklar altına alanlar kulağını çekebileceğimiz Muğlalı değil.. Sorun orada…”  diye yazdım. Kendi çocuğunun kulağını çekersin, hatta senin çocuğunun kulağını mahalle komşunda çeker. Çocuk senin çocuğun olmadığı gibi, mahallenin çocuğu da değil…

Gulandan tutumazsın bile…!

 xx        xx        xx

Nejat Altınsoy‘un yazısının altına Menteşe Kent Konseyi Başkanın Dr. Vehip Keskin‘de yorumda bulundu. “Haftalardır bu durumu ibretle izliyorum. Kaç kere yazayım dedim, başladım durdum vs. Sonra Süleyman Akbulut yazdı, belki durulur dedim tekrar başladı, Özcan Özgür yazdı tamam bu sefer kesilecek dedim, aynen devam. Gerçekten artık kabak tadı vermeye başladı. Şahısların yardımlarını paylaşması ayıp, kamu görevlilerinin üstelik yardım edilen insanların boy boy fotoğrafları ile paylaşması ise asla kabul edilemez.” diyerek şu ifadelerde bulundu:

Pratikte öyle mi bilemem ama Anayasamızda halen Türkiye Cumhuriyetinin değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddelerinden biri olarak ‘Sosyal bir Hukuk Devleti’ olduğu yazıyor. Dolayısıyla sosyal bir devlette kamu görevlilerinin asli görevi, ülkenin bu kadar zenginliğinin içinde yardıma muhtaç tek bir insan bırakmamaktır. 3-5 kişinin milyar dolarlarla oynadığı bir ülkede halen 1 gıda kolisine ihtiyacı olan yurttaş var ise başta devlet olmak üzere hepimizin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekir, şahsen bir sade bir yurttaş olarak bu durumdan büyük bir utanç duyuyorum.

xx        xx        xx

Kent Konseyi Başkanı Dr. Keskin, arkadaşımız Nejat Altınsoy‘un parmak bastığı noktada da “Gelelim diğer kısma, mademki ülkemizin kaynaklarını eşit dağıtamadık ve yoksulluğu ortadan kaldıramadık, o halde de yine Anayasa da yazan ‘sosyal devlet ilkesi’ gereği devletin yoksullara hele böyle bir dönemde yardım etmesi görevidir. Hepimizin vergileriyle oluşturulan bütçeden ihtiyaç sahiplerine yardım edilmesi lütuf olarak sunulamaz.” ifadesinde bulundu.

Ben de altına şu yorumu yaptım:

Aynen üstadım… Kamu görevlisi hayır yapmaz hizmet yapar… Sonuçta milletin parasını kullanıyorlar… Bir de gönüllüler var. Onlar da Kızılay’da… İşini gerçekten bir ‘gönüllü’ olarak severek, şevkle yapanları tenzih ediyorum… Ama bazıları o köklü kurumun biraz daha yıpratılmasına katkı yaptığının farkında bile değil…

Gerçekten orada çok güzel “insanlar” var. Özellikle öğrenci gençler.

Hizmetten, “faydalı olabilmekten” başka amacı, düşüncesi olmayan koskoca yürekli gençler…

 

xx        xx        xx

Bizler arkadaşımız Nejat Altınsoy‘un yazısının altında yorumlarda bulunurken, genç meslektaşımız Altar Zeyhan.. in ailesinin yardımına Kızılay yetişti” başlıklı bir haber paylaşımı yaptı.

Bu Kızılay Muğla’da hep yardıma yetişiyor. Yetişmese felaket olabilir. Suyu içen inek dağa kaçabilir, orman yanıp kül olabilir…Kızılay, ziyaret etse, yanlarında yer alsa, yaşamlarını kolaylaştırsa ve hatta bizim çok ta haberimiz olmasa olmaz mı?

Neyse iyi ki sevgili Altar ve bir kaç genç arkadaşımız var. Onlar da olmasa hiçbir yerden, hiçbir şeyden haberimiz olmayacak…

Haber yerel gazetelerimizde de aynı başlıkla çıktı. Başlıkla “Eyvah!” demişim. Çocuğa yardımlık yine ne olmuş olabilir diye düşündüm. Haberi okuyunca “İyi ki yeni bir olumsuzluk yok” diye sevindim.

Kızılay Şubesi tarafından Muğla’nın Menteşe İlçesi’nde geçirdiği trafik kazası sonrası ayağı kesilen ilkokul öğrencisi A.D. ve ailesine yardım yapıldı.” diye başlayan haber şöyle devam ediyordu:

23 Nisan Uusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda Menteşe İlçesi’nde geçirdiği trafik kazası sonrası ayağı kesilen ilkokul öğrencisi A. D. ve ailesini birçok kurum ziyaret etti. A’nın ailesi ile yapılan görüşmeler neticesinde koronavirüs sürecinde zor durumda oldukları bilgisini alan Kızılay harekete geçti. Kızılay Şube Başkanı ve ekibi tarafından aileye uzun süre yetecek gıda paketleri ve 3 kız çocuğu için ayrı hazırlanan giyim paketleri teslim edildi. Ziyarette Kızılay Başkanı ailesinden A’nın sağlık durumu hakkında bilgi aldı.

Pek çok insan ilkokul öğrencisi bir çocuğun daha bu 23 Nisan‘da kaza geçirip ayağının kesilmiş olduğunu sanmış…

 

xx        xx        xx

Ne yalan söyleyeyim ilk anda ben de öyle anladım…

Muğla il merkezinde, 8 Aralık 2019‘da Akyol Pazarı girişinde yaşanan dramatik kazada A. D. (9) adında ilkokul öğrencisi talihsiz çocuğun ayakları kamyon altında kalmış ve sağ ayağı kesilmişti.

Geçen 23 Nisan‘da da Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre talihsiz çocuğa ziyarette bulunmuştu.

İl Milli Eğitim Müdürü Töre herhalde o gün A.D.‘nin yanaklarından öpüp çıkmamıştır oradan. Altar arkadaşımızın haberinde de “A. D. ve ailesini birçok kurum ziyaret etti” ifadesi yer alıyor.

İnsan merak ediyor, sayın Töre ve ötekiler sadece ziyarette bulunmuş olabilirler mi?

Veya bu “Kızılaycı” da herkes gibi sadece ziyarette bulunamaz mıydı, yardıma yetişmese olmuyor mu? Demek ki koskoca Milli Eğitim yetişmemiş. Ötekileri de yetişmemiş olmalı ki iş başa,, pardon Kızılay‘a düşmüş…

Tabi insan ister istemez “Kızılay yardıma yetişirken, Menteşe Vefa Sosyal Destek Gurubu nerede?” diye sormak istiyor. Demek ki Vefa Sosyal Destek Gurubu bu işlere bakmıyor…

xx        xx        xx

Neyse durum anlaşıldı. Kızılay Başkanı, bu lansmanın anlamsızlığını ve anlaşılmazlığını fark etmiş olmalı ki, “… kardeşimizin yardım çağrısını aldık” başlığı altında sosyal medya hesabından kendi lansmanını kendisi yaptı.

Altar kardeşimizin haberi ile servis ettiği video çekiminde Kızılay Başkanı ile bana tanıyoruz gibi gelen, ama maskelerinden çıkaramadığım iki Kızılay görevlisi odaya giriyorlar. 3 görevli oluyorlar… İçeride üç çocuk, bir anne.. Etti mi 7 kişi.. Bir de çekimleri yapan, oldu mu 8.?! Sosyal mesafe sora eriyor. Bir samimi hava, bir samimi hava… Ancak Altar Zeyhan asıl final görüntüsünü vermemiş. Kızılay Başkanı ne de olsa eski gazeteci, atlar mı? Evin en küçük çocuğu ile “çak” yaptıkları sahneyi de vermiş… Kızılay Başkanı ne olduysa sonra bu görüntüleri kaldırdı. Merak edenler için bizde var…

Görüntüyü bir doktor arkadaşla paylaştım, yorumu “Yok artık. Nasıl bir şeydir bu ya? Her şeyi geçtim, sürekli dışarıda dolaşan ve belki de virüsü taşıyan bu kadar kişinin eve girmesi, dakikalarca dip dibe oturması hele en son eldivenli elle (eldiven en çok mikrop tutan nesnedir) küçük çocuğa çak yapılması inanılmaz. Umarım evden hiç kimseye virüs bulaşmamıştır” diye oldu.

xx        xx        xx

Evet, eğer o talihsiz çocuğumuz “yardım çağrısında” bulunmasa, belki de bu Kızılay Başkanı bu aileye Milli Eğitim Müdürü ve ötekiler gibi ziyarette bulunurdu o kadar… Kızılay başkanı “… kardeşimizin yardım çağrısını aldık” başlıklı ve video görüntülü paylaşımında şu ifadelerde bulunmuş:

Muğla’mızın Menteşe ilçesinde geçen yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda geçirdiği trafik kazası sonrası ayağı kesilen ilkokul öğrencisi A. D. kardeşimizin yardım çağrısı sonrasında harekete geçtik. A. kardeşimizin ailesine uzun süre yetecek gıda paketleri ve 3 kız çocuğu için ayrı ayrı hazırlanan giyim paketlerini ulaştırdık. Bu süreçteki destekleri için Kızılay gönüllülerimize kocaman teşekkürler. Türk Kızılay’ı Her Zaman Yanınızda…

Sadece şu “Yanınızda” sözü insana rahatlık, huzur veriyor. Bu sözün altında kalınmaz, ben de Kızılay Başkanının lansmanına katkı yapmak isterdim, ama sanıyorum teknolojik olarak yüzlerini bantlayamadığım için aileden özür dilerim. İzleyin: https://www.facebook.com/altar.zeyhan.58/videos/2833368906890972/  

——————————          ——————————

GÜNÜN SÖZÜ:Hayat garip… Bazen ulaşamayacağın kadar yüksekte sandığın kişiler, aslında eğilemeyeceğin kadar alçaktadır. -Sigmund Freud

ÇİVİ

Arkadaaşım “Herkes kediyi köpeği düşünüyor.. Onlara yem alınır. Şehre inen domuzları düşünen yok. Devrimi domuzlar yapacak söyleyeyim.” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

Özcan Özgür

Özcan Özgür

Özgürce

“Ülen durugo buyon gari.” deyimeyon.” için 2 yorum

  1. Vatandaşa sunulan yardımların fotoğraflaştırlması o kadar kötü ki anlatamam Rahatsız olanların varlığı beni memnun etti ancak öyle berbat durumdayızki herkes birbirinden korkuyor çekiniyor yardım dağıtan ben almadım derlerse diye kendini garantiye almak istiyor yardım alan bak benim desteklediklerim bana yardım ediyor diye boy gösteriyor çok çok kötü yardım edende alanda kendisini ayrıcalıklı zannediyor Neresinden baksanız çok kötü allah islah etsin

  2. Gocuman; Yazınızı okudum. Özellikle başlık mükemmel. Moğlalı gibi tabii herkes olamaz.
    Ancak; Yardım etmek, yardımda bulunmak için kriter belli amma, Ne yapalım her şeyi yozlaştırdığımız gibi Yardımda bulunmayı da yozlaştırdık.
    Sadaka taşından gelen bir gelenek , medeniyeti sahipleri bu hallere düşmemeliydi. sevgi ve saygı.

Yorumlar kapatıldı.