1 Mayıs, Persons, Korona ve Bahar gelecek…

1 MAYIS İŞÇİNİN, EMEKÇİNİN BAYRAMI

Evde otururken (sanki başka yer varmış gibi) dışarıdan anons içeriye kadar geldi:

Sevgili Muğlalılar korona virüsü mücadelemiz devam ediyor.

Baharın gelmesi havaların ısınması bizleri yanıltmasın.

Aşağı yukarı böyleydi. İçerileri hala soğuk, ama dışarıları içeridekileri kışkırtıcı derecede yaz bahar ayları… Ki bugün 1 Mayıs Bahar BayramıKoronavirüsü belası olmasa bugün insanlar kırlara bayırlara yayılacaktı… Anason kokuları etrafa yayılamayacaktı! Ramazan her yıl 10 gün önce geliyor. Bu sene 1 Mayıs‘ı da içine aldı.

Bugün sadece “Bahar Bayramı” değil.. Bugün 1 Mayıs İşçinin Emekçi‘nin de BayramıKanlı 1 Mayıs‘ın; 1 Mayıs Katliamı‘nın 43. yıl dönümü. Taksim‘de 34 kişi hayatını kaybederken, 136 kişi de yaralanmıştı. Ruhları şad olsun…

1 Mayıs 1886 yılında 8 saatlik iş günü mücadelesinde önderlik yaptıkları için idam edilmişlerdi; Dört yiğit işçi önderi Albert PERSONS, Adolph FISCHER, George ENGEL ve August SPIES

O zaman Albert PERSONS, özür dileme şartıyla affedileceğinin söylenmesi üzerine, mahkeme heyetinin karşısına geçip tarihe geçen sözlerini söyledi: “Bütün dünya biliyor suçsuz olduğumu. Eğer asılırsam cani olduğumdan değil, emekçi olduğumdan asılacağım.”.. Ruhları şan olsun.

 

xx           xx           xx

BU GECE NE SÖYLENECEK?

Bugün devrimci gençler Taksim‘e, Kazancı Yokuşu‘na çıkmak isteyecekler, ama çıkamayacaklar.

Belki başta DİSK olmak üzere sendikalar ve Meslek Odaları, STK‘lar da çelenk bırakamayacaklar.

Yok hayır, Ramazan Ayı’nda olmamız ile ilgisi yok.

Ramazan Ayı‘nın gölgesi Bahar Bayramı kutlamalarına düşer de İşçi Bayramı‘nın kutlanmasına, Kanlı 1 Mayıs‘ın anılmasına engel olmazdı. Dayanışma her yerde yüceltilmeye çalışılırdı, ama Korona Virüs engeli, sokağa çıkma kısıtlılığı var.

Önce 2 gün genel kısıtlılık yaşadık. Sonra 4 gün.. Şimdi 3 gün.. Bugün birinci gün. 1 Mayıs Pazartesiye denk gelse kısıtlama 4 gün mü olurdu bilmiyorum

Ama bildiğim her şey bizim için…

23 Nisan‘da 4 gün kısıtlılığa denk gelmiş, çocuklar evlerinde kısıtlı kutlamalar gece birlikte İstiklal Marşı okunarak taçlandırılmıştı. Arayıp “Birlikte bugün ne okunacak?” diye sordular.

Aklıma nedense Çav Bella geldi… Bakarsınız Büyükşehir Belediyesi 1 Mayıs Marşı‘nı dinletir..

Başta sağlık emekçileri olmak üzere, güvenlik görevlilerimizin ve tüm çalışanların Dayanışma Günü kutlu olsun…

 

xx           xx           xx

KORONA DA EN İYİ İL MUĞLA

İlk genel sokağa çıkma kısıtlılığı neden 48 saat yapıldı? Neden sonra 96 saate çıkarıldı? 72 saate neden düşürüldü?.. Bilmiyoruz. Ama dediğim gibi, herşey bizim için..

Geçtiğimiz hafta sonu özellikle 65 yaş ve üstündekiler 3 saathavalandırmaya” çıkarılmayı çok ummuşlardı. Ki bıraksalar onlar 1 saate bile razılar. Özellikle iftardan sonra bir saat yürüyüş yapmalarına izin vermek onları çok mutlu edecektir.

Bakarsınız bugün onları ilk kez havalandırmaya çıkarırlar… Kaç gün sonra ilk kez güneşi, gökyüzünü görmelerine izin verirler… Yine de herşey bizler için.

İşe yarıyor olmalı ki bu hafta sonu kısıtlamaları ve 20 yaş, 65 yaş sınırlamaları yapılıyor.

Nitekim 10-11 Mart‘ta başlayan Korona günlerinde Muğla‘da bugüne kadar 250 vaka yaşanmış. Bu konuda bilgi almak çok zor. Oysa Muğla bilgileri gizlemeyi gerektirecek değil, keyifle açıklanabilecek bilgiler…

Sağlık çalışanlarından ve meslek örgütlerinin yöneticilerinden üç aşağı beş yukarı geçen salı günü itibariyle edinebildiğim, gayri resmi ve bilgilere göre, Muğla‘da bugüne kadar yaklaşık 250 vaka yaşandı.

8 Nisan itibariyle de 4‘ü Bodrum‘da, 1‘i Ula‘da, 1‘i Milas‘ta, 3‘ü Fethiye‘de olmak üzere 9 kaybımız var. Halen evlerde, bazıları sağlıkçı olmak üzere yaklaşık 180 kişi tedavi görüyor.

Hastanelerde 7‘si yoğun bakımlarda olmak üzere toplam 15 kişinin tedavisi devam etmekte.

Bu arada şu ana kadar 40 hasta iyileştirilerek taburcu edilmiş. En güzel haberde Milas Devlet Hastanesi‘nde virüse yakalanıp, evlerinde tedavi görenlerin durumları da gayet iyi. Hastanenin Başhekimi Dr. Tarık Çubukcuoğlu görevine dönmüş bulunuyor…

Yani Muğla 8 Nisan’dan beri stabil… Ama sakın şımarmayalım…

 

xx           xx           xx

KIZILAY’A GÜVEN EROZYONU MU?

Hafta içinde sosyal medyada Bilge Duman adlı kişi tarafından yapılmış şu paylaşımla karşılaştım;

Merhaba Arkadaşlar şu an Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hemotoloji servisinde yatmakta olan annem için acil A RH + kana ihtiyaç var. 2 ünite. Annemin ismi Nuray Duman. Bu isimle Kızılay’a bağışta bulunursanız kan anneme ulaşacaktır. Marmaris – Fethiye – Muğla- Denizli – Uşak en yakın iller olarak geçiyor.

Duyuruyu ben de paylaştım. Hızla paylaşımlar artarken Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız Cem Kaytan ilk verici oldu. İkinci üniteyi beklerken Nuray Duman‘a kan verme işleminin durdurulduğu haberi geldi, anonsu kaldırdık. Sonra kendi kendime “Bahane ile kan bağışı sürsemiydi?” diye düşündüm, ama “Hastayı kullanmış olur muyuz?” diye düşünmeden de  edemedim…

Burada önemli olan çok bulunan bir kan gurubu için aramaya geçilmiş olması… Bu vesile ile aklıma geldi. Kızılay‘ın Kan Bankası‘nda stoklar ya tükenmiş veya tükenmek üzereymiş.

Dünkü yazımda konu ettiğim durumlar ve genel merkez yönetim kademesinde yaşananlar nedeniyle insanlar Cumhuriyet‘in övünç kurumlarından biri olan Kızılay‘dan soğumaya, güvensizlik duymaya başladılar. Bunun etkisi olmalı…

 

xx           xx           xx

KIZILAY’A KIZIP KAN VERMEMEK DOĞRU DEĞİL

Nitekim Menteşe Kent Konseyi Başkanı Dr. Vehip Keskin de geçtiğimiz günlerde “Kan vermesine engel olmayan tüm yurttaşlarımızı, tüm yargılarını bir kenara bırakarak Kızılay merkezlerine başvurup kan bağışlamaya çağırıyorum” diye çağrıda bulundu. Ramazan ayında kan bağışlarında azalma olduğuna dikkat çeken Dr. Keskin, çağrısında şu ifadelere yer verdi:

Bu yıl tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşanan Covid-19 salgını nedeniyle insanların kan bağışlamak için Kızılay merkezlerine gitmekten çekindiği ve stokların iyice azaldığı yetkililer tarafından bildirilmektedir. Bunun yanında, maalesef son aylarda Kızılay ile ilgili kamuoyuna yansıyan haberler sonucu kuruma karşı oluşan olumsuz yargılar da kan bağışında azalmaya yol açmıştır. Oysa, kan ertelenemeyecek acil bir ihtiyaçtır. Kimin ne zaman acil olarak kan ihtiyacı olacağı belli değildir, dolayısıyla hepimizin potansiyel bir kan alıcısı olduğumuzu sürekli hatırlamamız gerekiyor

Sayın Keskin’e katılmamak mümkün mü?

Allah muhtaç etmesin.. Her an herhangi birimiz kan anonsu vermekle karşı karşıya kalabiliriz…

 

xx           xx           xx

“TALESEMİLİLER KAN BAĞIŞCINLA GEL” MESAJI!!!

Herkes bilmeyebilir, MuğlaTalesemi”, “Akdeniz Anemisi” denilen bir çeşit “kansızlık” hastalığının en yaygın olduğu illerden biridir. Eğer Kızılay‘a yapılan kan bağışları “imaj bozulmasından önce olduğu gibi” devam etmezse Muğla‘da yüzde 4.5 oranındaki talesemililer ölümle karşı karşıyalar.

Akdeniz anamisine sahip olanların “Beta talesemili” olanları ömür boyu her üç-dört haftada bir kan desteğine ihtiyaç duyuyorlar.

Kızılay Kan Bankası’nda kan olmazsa bu ihtiyaç nereden karşılanacak?

Kızılay yönetimine öfke duyanları anlıyoruz. Ama talesemililerin, lösemililerin, kan arayanların kabahati ne?.. “Kan bağışı” ile “Para bağışı”nın aynı şey olmadığını bir türlü anlamıyoruz.

Normal kan verenler de Koronadan dolayı bağış yapmadığından stokların kalmadığı söyleniyor.

Öyle ki talesemililere “Değerli talesemililer kan grubu ne olursa bir önemi yok… Hepiniz kan bağışçısı getirin lütfen. Kızılay akşam saat 18.00’de kan almaya başlıyor. Adınızı soyadınızı ve talesemi hastası olduğunuzu söyleyip, kan verdirin. Yoksa kan vermeyeceklerini söylediler. Bu hafta çok zor karşıladılar” mesaj bile çekilmiş durumda..

Ya talesemililer bağışçı bulamazsa…?

——————————————-

GÜNÜN SÖZÜ: Zayıf olduğumuz için düşmanlarımızdan nefret eder ve ondan intikam almayı düşünürüz. Tembel olduğumuz için sakinleşir ve intikam almaktan vazgeçeriz. -Jean de La Bruyère

ÇİVİ

Arkadaşım “Domuzu haram diye yemiyoruz, ama haramı domuz gibi yiyoruz…” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı:)))))

 

 

 

 

 

 

 

 

Özcan Özgür

Özcan Özgür

Özgürce