Ölüdeniz ve Kayaköy katliamına olur verilmedi!

Şu Korona Günleri‘nde herkes “hayatta kalma” derdine düşmüşken, gözle görünmeyen bir virüsün mal mülk, zenginlik, makam, şan şöhret sahibi olmanın bir hükmü olmadığını yaşayarak öğretirken, hala malına mal, mülküne mülk katma peşinde olanların hırsına ne demeli bilmiyorum…

Hala Yunus Emre‘nin “Mal sahibi, mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi?/Mal da yalan, mülk de yalan/Var biraz da sen oyalan…” sözünden bir şey anlamayanlar o kadar çok ki…

Bu hırsın sağı solu yok. Bir de o anlı şanlı Yılmaz Özdil çıktı. Bodrum‘da “ticari alana” villa yapıp, İmar Affı‘ndan yararlanmış.. Bu konuya ayrıca bakarız…

Bencillik, hırs, açgözlülük insanın fıtratında var, diyorlar. O fıtrattaki olumsuzluğu yok edip, “insan” olmak değil mi yaşamın amacı? “İnsan” olamıyorsan, “insansısın”… İnsansının fıtratı mı kalır…

Hayvan bile karnı doydu mu, bir köşeye çekilip bir daha acıkıncaya kadar hiçbir şeye, hiçbir yere zarar vermiyor..! İşte o insansılar Korona günlerini adeta fırsat bildiler. Her yerden çevre tahribatı ile ilgili ihbarlar geliyor… Duyumlarla da yazamıyoruz…

 xx           xx           xx

Tam da bu sırada Ölüdeniz ve Kayaköy’deki doğal ve arkeolojik sit alanlarının talana açıldığı duyumları da gelmeye başladı. Bölgede Abdülvahap Çelik adlı yatırımcıya 7 adet jeotermal sondaj kuyusu açılması için izin ve ruhsat alındığı da duyumlar arasında yeraldı.

Aslında bu duyum filan değildi.. Başta Fethiye Kent Konseyi ve öteki STK’lar, çevre hareketleri  olmak üzere bütün Fethiye ve CHP Milletvekilleri de ayağa kalktı. Bu ayağa kalkışı “provake” olarak görenler olsa da işe yaradı…

Ker ne kadar Fethiye‘de, Menteşe Karabağlar Yaylası‘nda sondaja karşı ayağa kalkıldığı gibi ayağa kalkılmamış olsa da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na bağlı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce yapılan inceleme sonucunda, talep edilen alanın, ÖÇKB sınırları içerisinde ve 1. Derece Doğal SİT alanında olduğu belirtildi. Ayrıca bölgenin ‘orman‘, ‘kamping alanları‘ ve ‘hassas zon‘ tanımlı alanlarda kaldığı ifade edildi. 7 jeotermal sondaj kuyusu açılmasına ilişkin faaliyete olumsuz görüş bildirdi. Gerekçe olarak sondaj kuyularının, ‘mutlak koruma‘ gerektiren alandaki flora, fauna, ekosistem ile endemik bitkilerin bütünlüğüne zarar verecek olması gösterildi.

xx           xx           xx

Konu ile ilgili ilk haber Fethiye‘nin yerel gazetelerinde şöyle yeraldı;

Arkeolojik Sit ve 1’inci Derece Doğal Sit içerisinde bulunan Ölüdeniz Plajı Lagünü’nde iki tane, Kayaköy Mahallesi Soğuksu Plajı mevkiinde bir tane, Delikliburun/Gemiler Sahili içerisinde bir tane ve Darboğaz Plajı kuzeyindeki Oyukbaşı Tepesi mevkiinde iki tane olmak üzere her biri en az 10 bin metrekarelik alanı kaplayan 7 adet jeotermal sondaj kuyusu açılması için iş insanı Abdulvahap Çelik’e izin ve ruhsat verildi.

Odatv haberlerinde de “Koronavirüs salgını nedeniyle sokağa çıkma yasakları uygulanırken Muğla Fethiye’de jeotermal kaynak arama amacıyla 2 bin 182 hektarlık alanda sondaj kuyusu açılması için ihale yapıldı…” ifadesine yer verilirken, CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin tarafından konunun TBMM gündemine taşındığı kaydedildi.

Milletvekili Girgin, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, söz konusu sondajın uluslararası sözleşmelere aykırı olduğuna dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:

Bu tip yaşam alanlarının korunması konusunda taraf olduğumuz sözleşmeler Türkiye Cumhuriyeti Devletini sorumlu tutmuştur. Dolayısıyla korunan alanlarda arama faaliyetli sondaj yapılması, jeotermal turistik tesislerin kurulması, kuyulara ve tesislere ulaşım sağlayıcı araç yolları açılması, iletim hatlarının ve şebekelerin inşa edilmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere de aykırıdır

xx           xx           xx

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’dan Milletvekili Girgin‘e yanıt geldi mi bilmiyoruz.

Bildiğimiz, Milletvekili Girgin‘in Milletvekili Mürsel Alban ile açıklamalarının yanında, uyarılarının yeraldığı soru önergesinin “provakasyon” olmadığının anlaşılması için konu Bakanlığın Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüne kadar taşındı…

Milletvekili Süleyman Girgin verdiği önergede “UNESCO tarafından Dünya Dostluk ve Barış Köyü ilan edilen Kayaköy, kentsel ve arkeolojik sit alanları, doğal güzellikleri ve farklı kültürleri içeren dünyanın en gözde turistik yerlerinden biridir.” ifadesine yer vererek şu soruları sordu:

Nasıl oluyor da bu bölgede Jeotermal kaynaklar araması adı altında ihale yöntemi ile sondaj izni veriliyor? Sondaj izni ülkeye düşmanlık değil de nedir? Siz evde kalın derken, antik kentlerin bulunduğu bölgelere zarar veren projelere izin vermek nasıl bir mantıktır?

Bakanlık hala bu sorulara yanıt vermiş değil. Ancak bakanlığın Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü bu talan faaliyetine” olumsuz görüş vererek, güzel bir yanıt vermiş oldu…

xx           xx           xx

Bütün bunlar yaşanırken, AK Parti Fethiye İlçe Bakanı Turgay Öztürk te yazılı bir açıklama ile jeotermal sondaj izninin mümkün olmayacağını savundu. “Kayaköy Mahallesinde bir müteşebbis tarafından gerçekleştirilmesi planlanan Jeotermal Kaynak Arama Faaliyeti ile ilgili 30.03.2020 tarihinde sunulan Proje Tanıtım Dosyası Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce değerlendirmeye alınmıştır.” diyerek, adeta CHP Muğla Milletvekillerini ve ayağa kalkan çevrecileri doğrulamış olmakla birlikte sözlerini şöyle sürdürdü:

Bahse konu 2.182,53 hektarlık alan için Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığından 04/11/2019 tarihinde arama ruhsatı alınmıştır. Talep edilen alanların Kısmen I. Derece Doğal Sit Alanı ve Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisinde kaldığı tespit edilmiş, talep edilen alanların kısmen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 109. Maddesine göre 03.03.2020 tarihli ve 2221 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan ve 04.03.2020 tarihli ve 31058 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak ilan edilen KESİN KORUNACAK HASSAS ALAN kapsamında bulunduğundan, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünden uygun görüş alması mümkün bulunmamaktadır. Bu durum ana muhalafet partisi yetkilileri tarafından bilindiği halde bölgede halkımızı yanlış bilgilendirmekte ve bir takım art niyetli faaliyetler içerisinde olduklarını duyuyoruz.

xx           xx           xx

AK Parti İlçe Başkanı Öztürk‘ün açıklaması “temenni” gibi iyi niyetli bir açıklama.

Ancak bu iyi niyetli açıklama yaygın satış yapan bir gazetede “Cumhurbaşkanlığı kararına rağmen CHP’den provokasyon” başlıklı haberde yeraldı.

Bu “Provokasyon” sözcüğü de neden öyle olur olmaz yerlerde kullanılır bilemiyorum. Gazeteler sosyal medya kalemşörleri gibi davranmamalılar.. Daha özenli olmalılar.

O gazetenin haberine göre de “CHP, Fethiye’de dünyaca ünlü Kayaköy ve Ölüdeniz’de, jeotermal enerji araması için sondaj kuyuları açılacağını iddia etti. Oysaki söz konusu bölgenin Cumhurbaşkanlığı tarafından koruma altına alınan hassas bölge olduğu anlaşıldı.”..

Bu görüşe dayanak olarak ta AK Parti Fethiye İlçe Başkanı Turgay Öztürk‘ün yukarıdaki ifadeleri gösterilmiş.

AK Parti İlçe Başkanı Öztürk açıklamasında bir yatırımcının söz konusu yerler için “arama ruhsatı” aldığını söylerken CHP Milletvekillerinin savını doğrulamış olmuyor mu?

AK Parti Fethiye İlçe Başkanı Turgay Öztürk’ün de ifade ettiği “ÇED Süreci”nin durdurulmasının istenmesi nasıl bir provakasyon oluyor?

xx           xx           xx

Söz konusu gazetenin haberi ile galiba bir algı operasyonu yapılmak istenmiş. Bu yüzden haberi yapan arkadaşımızı eleştiremiyorum. Çünkü o haber o gazeteye başka türlü girmezdi.

Karabağlar Yaylası‘nda sondaj girişiminde de sağcısıyla solcusuyla bütün Muğla ayağa kalkmıştı.

O zaman provakasyon yoktu. Şimdi Fethiye‘de yaşanan benzer olayın neresinde provakasyon var?

İlk açıklama Fethiye Kent Konseyi’nden gelmişti. Bu durumda kent konseyi milletvekillerini, milletvekilleri Fethiyelileri mi provake etmiş oluyor?

Her neyse, CHP Milletvekilleri iyiki provake etmişler. Ankara’da başlayıp, Muğla YİKOB ile devam eden yanlış Ankara’dan geri döndü. Umarım Abdülvahap Çelik‘e verilen ruhsatta elinden alınır…

———————————-

GÜNÜN SÖZÜ: Hayatta en büyük eğlence başkalarının yapamazsın dediğini yapmaktır. Walter Bagehot

ÇİVİ

Arkadaşım “İleride Korona Günlerinin tarihi yazılırsa ‘Muğlalılar günleri fotoğraf paylaşıp, yaptıkları börek ve pastalarla kilo alarak geçirdiler’ diye yazılır.” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

 

Özcan Özgür

Özcan Özgür

Özgürce