Y. Özdil’den başka imar barışından yararlanan yok mu?

Gazetecilik‘te şöyle klasik bir tanımlama vardır:

Köpek insanı ısırınca haber olmaz, insan köpeği ısırınca haber olur.

Bu yüzden olsa gerek bazı meslektaşlarımız, bazı gazeteler “insanı köpeğe ısırtmak için ellerinden geleni, ne gerekiyorsa” yaparlar. Ne yapar eder mandayı söğüt dalına çıkarırlar.

Yılmaz Özdil‘in durumu da böyle mi oldu acaba?

Bir farkla. Zorlama yok. Mandaya söğüt dalına yuva yaptırmaya da gerek kalmamış.

Yılmaz Özdil‘de eşinin adına Bodrum‘da İmar Planı‘nda “Ticari Alan” olarak görünen yerde “villa” yaptırmış. Sonra da İmar Barışı‘ndan yararlanmış.

Habercinin haber olması da insanın köpeği ısırması gibi bir şey işte…

Şimdi kime tepki gösterelim? Ticari alanda villaya oturma ruhsatı verene mi; Yılmaz Özdil‘in eşini İmar Barışı‘ndan yararlandırana mı; sabah akşam köşesinden rantiyecileri yazan Yılmaz Özdil‘e mi; yoksa vatandaş olarak kendimize mi tepki gösterelim?

xx        xx        xx

Nedense Yılmaz Özdil‘den pek haz almamışımdır.

Arada bir beğendiğim yazıları olmuş olsa da ben onu “Atatürk”ün ve “solun” üstünden geçinenlerden görmüşümdür. Nagehan Alçı ile aralarındaki farkı da hep düşünmüşümdür…

Bodrum Yarımadası‘ndaki meslektaşlarımızdan bodrumhaber sitesinde yazan Mustafa Gündoğ‘a da hep saygı duymuşumdur. Gündoğ‘dan Türkiye‘de kaç tane daha vardır bilemem de Muğla‘da çok olmadığını biliyorum.

Sabah‘a ve Takvim‘e konu olan olayı bodrumhaber sitesindeki köşesinden ilk duyuran Mustafa Gündoğ konu ile ilgili “A… SİTESİ’ nin olduğu alanda zaten imar sorunu mevcuttur, 40 yıl önceki planlarla halen iş yapılmaya çalışılmakta ve yeni yasalara göre düzenleme yapmaya kimse cesaret edememektedir. A…A.Ş Yıllar önce imar planları değişebilir düşüncesiyle sanırım, mevcut planda ticaret alanı olarak görünen yere, yapı ruhsatı alıyor. Ancak yapılar yapılmıyor, yapı ruhsat süreleri geçiyor, yenilemeler yapılıyor ve inşaatlar başlıyor.” diyerek şu ifadelerde bulunmuş:

İnşaatlar yapılmaya devam ederken, alıcı çıkıyor ve satış gerçekleşiyor. Bir alıcı var ki çoğumuzun yakından tanıdığı ve belki de yazılarını severek okuduğu bir kalem. Almış olduğu Mülk, tek katlı ve iki ofisten oluşmaktadır. Lakin bu iki ofis ticari amaçlı değil, birleştirilerek, konut olarak kullanılmaktadır. Alıcının, yasal koşullardan haberi var mıdır, yanıltılmış mıdır sizce?

Yanıltıldığını hiç sanmıyorum. Yanıltılmış olsa, yapı kullanma izni alındıktan sonra ilave inşaat işleri yaparak, yapıyı kaçak inşaat durumuna sokmaz sanırım. Sonra da ‘Ben buraları kaçak yaptım.’ diyerek ‘İmar Barışı’ başvurusu yapıp, kendini devlete ihbar edecek konuma düşürmez. Sanmayın ki balkon kapatılmış, üç beş metrekarelik bir alan. Mevcut yapıya, iki katından fazla bir alan ilave edilmiş, teras, bodrum kat gibi.

Kim mi bu kişi…Tapu kayıtlarına göre, denize sıfır olan bu yapı, Usta yazar Yılmaz Özdil’in, eşine aittir. Mülk bilgisi de, 2 katlı betonarme konut ve arsası olarak tanımlanmış. İmar Barışının iki aşamasından da yaralanarak, yaklaşık 50 bin TL masraf etmiş görünmekte.

İfadeler doğruysa tam bir kaçak yapı hikayesi ile karşı karşıyayız, ama İmar Barışı Affına uğramış!

xx        xx        xx

Tabi burada şu soruları da sormakta yarar var;

Mustafa Gündoğ bu bilgilere ulaşıp köşesinde konu etmemiş olsa Sabah ve Takvim bu konuda yayın yapabilir miydi?

Yapamazdı, ama bir biçimde Sabah ve Takvim muhabirlerinin ulaşması halinde elbette yine yayın yapılırdı?

Asıl soru şu;

Yılmaz Özdil gazeteci olmasaydı haber olur, sorgulanır mıydı?

Öteki aftan yararlananların, yasalara aykırılıkları için Devlet ile Yılmaz Özdil veya eşi gibi “barışanları” neden sorgulamıyoruz?

Özdil‘i elbette “gazeteci” olduğu için sorguluyoruz. Sabah ve Takvim de sadece “gazeteci” olduğu için sorguluyor olabilir mi veya şöyle soralım:

İstanbul Yalılarındaki gazetecileri sorgulayan gazeteler Yılmaz Özdil’i de sorguluyorlar mı?

Soruyu tersten sorarsak, “Yılmaz Özdil’i sorgulayan gazeteler solcu olmayan gazetecileri de sorguluyorlar mı? Sorgularlar mı?”…

Kimsenin önce çuvaldızı kendine, sonra iğneyi ele batırdığı yok!

xx        xx        xx

Yanlış anlaşılmasın, ben Yılmaz Özdil‘e “İmar barışından”  yararlanmış diye tepki göstermiyorum..

Herkes yararlanırken o da yararlanacak.. Ben O‘nun Bodrum‘da “villa” sahibi olmasına da kızmıyorum. İyi kazanıyordur, sahip olabilir. Kıytırık gazeteciler bile sahip oluyor!

Ben villa sahibi olurken yasal olmayan yollara başvurmuş olmasını anlayamıyorum…

Takvim‘in internet gazetesi de 2 Mayıs 2020 de “Bodrum’da bu skandal konuşuluyor” başlığı ile “Yılmaz Özdil’in evi nasıl deniz kenarına kaydırıldı?” diye sorup şu ifadelerde bulunmuş:

Takvim Gazetesi yazarı Zafer Şahin, Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil’in Bodrum’daki evinin arazisinin parsel kaydırma yöntemi ile denize sıfır hale getirildiğini ortaya çıkardı. Skandalı bugünkü köşesine taşıyan Zafer Şahin, ‘Ne güzel Bodrum değil mi? Şimdi yeni Bodrum Paşamıza çağrım şudur. Bodrum’daki evinle ilgili bu iddialara cevabın nedir? Parsel kaydırma iddiaları doğru mu?’ diye yazdı.

 Hak sahipleri dava açmaya hazırlanırken Bodrum Belediyesi’nin bu hukuksuzluk karşısında nasıl bir yol izleyeceği merakla bekleniyor.

Meğer bu çok değerli köşe yazarımızın Bodrum’da bir evi varmış. Lafın gelişi ev diyorum, bildiğiniz saray yavrusu. Kendileri sözde sarayı sevmez, mütevazı takılırlar ama yaşam standartları Hollywood starlarından geri değildir.

Denize sıfır, 1 dönümlük arazi üzerine kurulu evin piyasa değeri 6-7 milyon dolar.

İddia o ki, bu evin üzerine kondurulduğu arsa aslında deniz kenarında değilmiş. Ama nasıl olduysa deniz kenarına doğru kaymış! Buna ‘parsel kaydırma’ deniliyormuş.

Yılmaz Özdil mutlaka makul ve mantıklı bir açıklama yapacaktır.

Ne der, çok merak ediyorum… Ayrıca Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras‘ın da söyleyecekleri olmalı…

xx        xx        xx

Şimdi Mustafa Gündoğ‘a “Ötekilerini de yazsana” diyenler olacaktır. Olmuştur da…

Bana da diyenler çıkacaktır.

Çünkü bunu yaşıyorum. CHP İl Başkanı Adem Zeybekoğlu ile ilgili bir şey yazdım mı bizim solcular “Ötekileri neden yazmıyorsun?” diye; AK Parti İl Başkanı Kadem Mete ile ilgili bir şeyler yazınca AK PartililerÖtekileri (Sizinkileri) neden yazmıyorsun?” diye ayağa kalkıyorlar!

Allah‘tan her iki tarafta “Eline, yüreğine sağlık” diyenler de çıkmıyor değil hani… Onlardan da Allah razı olsun.

Ah şu “amigoluğu” bir bırakabilsek…

Başta da belirttim. Bütün mesele Yılmaz Özdil‘in gazeteci olması. İyi de Muğla‘da imar barışından yararlanan tek gazeteci Özdil mi? Başka gazetecilerinde olmadığını nereden biliyoruz…

Mustafa Gündoğ, geçtiğimiz yıllarda Bitez‘de bulunan A.. Sitesi ile ilgili çok sayıda yazı yazdığını, araştırmaları sürerken bu sitenin olduğu alanda Yılmaz Özdil‘in de yer aldığını öğrendiğini söylüyor.

Yani olay kendisine servis edilmemiş ve yetkililerce de bilgilendirilmemiş…

 xx        xx        xx

Bu arada Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü ve Bodrum Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü gerekli incelemeleri yaparken, Bodrum Cumhuriyet Savcılığı tarafından “İmar Affından sonra kaçak eklenti yapıldığı” gerekçesiyle Yılmaz Özdil‘in eşi hakkında soruşturma başlatıldı…

Bu konu da daha önce de yazdım. İmar Barışı’ndan yararlananlar ilçe ilçe açıklanmalı.

İmar Barışı gündeme geldiğinde “Köylerde oğlunu evlendirebilmek için plansızlıktan kaçak yapı yapmak zorunda kalan insanlar var. Bu kanayan bir yara.” diyenler olmuştu. Bizler de “Bu insanlara af gelecekse tamam” demiştik.

Öyle mi oldu? Devlet bu insanlarla mı barıştı? Yılmaz Özdil de mi oğlunu veya kızını evlendirmek için mi “imar usulsüzlüğüne” bulaşarak villa sahibi oldu.

Evet dün kırsalda yaşayanların “imar planı” olmadığı için kaçak yapı yapmak durumunda kalmaları bir kanayan yaraydı. İmar Barışı o yaraya ne kadar pansuman oldu bilmiyoruz, ama bugün o barıştan kimlerin yararlandığının bilinmemesi de kanayan bir yara halini alıyor…

Açıklayın şu aftan yararlananları da bir off diyelim…

——————————                     ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Bir şeyi yapma gücümüzde saklı olan, bir şeyi yapmama gücümüzde saklıdır. -Aristoteles

ÇİVİ

Muğla Büyükşehir Belediyesi, Muğlaspor’un kaçak büfeyi yıkmış. Arkadaşım, “Muğlaspor İmar Barışı’ndan yararlanmamış mı?” diye sordu.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

 

 

 

 

Özcan Özgür

Özcan Özgür

Özgürce